🎇 Kadir Suresi Tefsiri Ömer Nasuhi Bilmen

ÖmerNasuhi Bilmen Kuranı Kerimin Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri. Son dönemin kıymetli âlimlerinden Ömer Nasuhi Bilmen Hoca Efendi, İslâmî ilimler alanında çok sayıda değerli eserler bırakmıştır. Bu eserlerden biri de “Kur’an-ı Kerîm’in Türkçe Meâl-i Âlîsi ve Tefsiri” isimli eseridir. Bu tefsirinde Ömer Nasuhi BirÖmer Nasuhi Bilmen eseri olan Fetih Suresi Tefsiri: İ'tila - i İslam en cazip fiyat ile D&R'de. Keşfetmek için hemen tıklayınız! FetihSuresi Tefsiri | Ömer Nasuhi Bilmen FETİH SURESİ TEFSİRİ Ömer Nasuhi Bilmen'in kıymetli bir eserini daha sizlerle buluşturuyoruz. Fetih Sûresi Hudeybiye A 0212 531 19 91 EnUcuz Fetih Suresi Tefsiri / Ömer Nasuhi Bilmen Depo61.com'da. Ücretsiz Kargo Fırsatları ve İndirimli Fiyatlarla Online Alışveriş Mağazanız Depo61'de. Depo61.com Sattığı Tüm Ürünleri Kendi Stoklarından Tedarik Beklemeden Yapmaktadır. Giriş. Selamünakeyküm, bu bölümde Merhum Ömer Nasuhi Bilmen Hocaefendi'nin 8 Ciltten oluşan tefsirini paylaştık kendisi bu tefsire Kur'an-ı Kerimin Türkçe Meal-i Alisi ve Tefsiri adını vermiştir. Bakara suresinin tefsiri çok fazla uzun olduğu için iki bölüme ayırdık onun dışındakiler her sayfada bir sure olmak kaydıyla Bilmenve Ebû Nasr es-Serrâc, Kelâbâzî, Ebû Talib el-Mekkî, Kuşeyrî gibi sûfîler zikrin tefekkür boyutunu dile getirmişlerdir. Ancak Bilmen ve diğer mutasavvıflardan farklı olarak Ebû Abdurrahman es-Sülemî, zikir ve fikri, ayrı kavramlar olarak değerlendirmiş, zikrin fikirden üstün olduğunu belirtmiştir. FETIHSURESI TEFSIRI - ÖMER NASUHI BILMEN Fiyatları en ucuz fiyat seçenekleriyle Cimri.com’da. Aradığınız FETIH SURESI TEFSIRI - ÖMER NASUHI BILMEN modellerini karşılaştır ve yorumlarını inceleyerek keşfedin. KURAN’I KERİM TEFSİRİ ÖMER NASUHİ BİLMEN Kadir Suresi Tefsiri, Türkçe Meali ve Açıklaması Bismillâhirrahmânirrahîm Bu sûre-i celîle “Abese” sûresinden sonra Mekke-iMükerreme’de nâzil olmuştur. Beş âyet-i kerîmeyi içermektedir. 23okunma, 10 beğeni, 0 inceleme, 26 alıntı - TürkçeTürkiye · Semerkand Yayınları · Mayıs 2010 (İlk yayınlanma: 2003) · 170 sayfa · Karton kapak · 9786054214 u2eOk. ❬ Önceki Sonraki ❭ تَنَزَّلُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ Ömer Nasuhi Bilmen Onda melekler ve Ruh, Rabbilerinin izni ile her bir emirden iniverir. Fecr Süresi 1. Ayet ▬ Andolsun fecreBu mübarek ayetler, bir takım kavimlerin küfür ve azgınlıkları yüzünden nasıl birer helake maruz kalmış olduklarını bildiriyor. Onların maddi kuvvet ve haşmetlerinin kendilerini ilahi azaptan kurtaramaz bulunduğuna işaret buyurmaktadır. Şöyle ki Andolsun Fecre. Tan yerinin ağaracağı, gecenin bitip güneşin doğmaya yüz tuttuğu, aydınlığın etrafa dağılmaya başlayacağı zamana ki O, ilahi kudrete şahitlik eden ne mühim bir vakittirFecr Süresi 2. Ayet ▬ Ve on geceyeVe on geceye de andolsun Ondan maksat, ya her ayın ilk on gecesidir ki, onun karanlık ayın ışıkları gidermeye başlamış olur. Semada hoş bir manzara vücuda gelmeye başlamış bulunur. Veya bu on geceden maksat, Ramazan-ı Şerifin son on gecesidir ki, kendisini Bayram takip eder veyahut Zilhicce ayının on gecesidir ki, o müddet içinde haç vazifeleri ile meşgul olmaya başlanılmış olur. Bu görüşe göre fecirden maksat da arefe gününün veya Kurban Bayramı gününün fecrinden Süresi 3. Ayet ▬ Hem çifte, hem de tekeVe çifte ve teke.. de andolsun. Bundan maksat da Allah bilir, bütün Allah’ın Yaratıklarının kısmen çiftler ve kısmen de teker teker bir halde bulunmalarıdır. Ve birçok hadiselerin birbirlerine zıt bir hal üzere olmalarıdır. Mesela İman ile inkar, hidayet ile sapıklık, saadet ile mutsuzluk, güneş ile ay, gece ile gündüz, cin ile insan birbirinin zıddı bir bir yoruma göre de çiften maksat, Kurban Bayramıdır ki Ayın çift olan onuncu gününe tesadüf etmektedir. Tekten maksat da arefe günüdür ki Ayın tek olan dokuzuncu gününe tesadüf etmektedirFecr Süresi 4. Ayet ▬ Yürüyüp gittiği zaman da geceye ki,Ve geçip gideceği zaman geceye de andolsun, o da bir yaratılış harikasıdır. Kısalır, uzanır, bazen karanlık, bazen de yıldızlar ile aydınlanır. Gidip gelmesiyle cemiyet hayatında bir intizam, bir istirahat devresi vücuda geceden maksadın Hacca mahsus olan müzdelife gecesi olduğuna inananlar da vardır, o gecede hacılar yürüyüşte bulunurlar. Bu kendilerine yemin edilen şeylerden evvel bir “Rab” kelimesi de takdir edilmiş bulunabilir. O halde onların Rabbine, Yüce Yaratıcıya yemin edilmiş olur .Gecenin gece gitmesi, gece içinde gece mülahaza ettir gibi katmerli bir ifadedir. Bu gibi makamda tecrid mu’tad olduğundan mücerred yürümek manasına hamli mütearef ise de bunda diğer iki nükte geceden murad zulmet olduğuna ve zulmetin zevale yüz tuttuğu lahzaya işaret olması, birisi de gecenin bir de gam ve elemle alakadar olduğuna ve o gam ve elemin geçmek üzere bulunduğu lahzaya işaret olmasıdır. Ki bu demler sabaha yakın olan mübarek seher vakitleridir. Bu itibar ile, fecir ve leyl cins için olmak daha şümullü olur ise de Bayram sabahı ve sabahı Bayram olan gecenin seheri olmak daha cemiyyetli ve daha revnaklıdır. Bir takım müfessirin de bunun leylei cemi’ denilen Müzdelife gecesi olduğunu namaz kıldırırken bir adam gelip onunla namaza durdu ve Muaz namazı uzatınca bu adam da namazı bırakıp mescidin bir tarafında tek başına namaz kıldıktan sonra gitti. Onun bu yaptığı Muaz’a haber verilince dedi ki O kişi münafıktır dedi. Tüm bu olanlar Resulüllah’a söylenince Allah Resulü o gence neden böyle yaptığının sebebini sorunca şu cevabı verdiEy Allah’ın Resulü! Geldim onunla birlikte namaza durdum, ama o bana göre namazı uzattı. Bu sebeple ben de namazı bırakarak tek başıma mescidin bir tarafında namaz kıldım, sonra da su çeken devemin yemini verdim eşiyle kurduğu cinsel ilişkiyi kastediyor.Bunun üzerine Resulüllah Muaz’a hitaben dedi ki Sen fitneye düşüren birisi mi olmak istersin ey Muaz? Neden O en yüce Rabbinin ismini tesbih et, Andolsun güneşe ve aydınlığa Şems’1’ ve Andolsun fecre ve andolsun örtüp bürüdüğü zamana geceye Leyl’1’ sürelerini okumuyorsunuz. Bura anlatılmak istenen şudur kiNamaz kıldıran ve imamlık yapan kişi kendisini değil arkasında ki kişilerin durumunu göz önüne alarak hareket etmeli. Hastası var, yaşlısı var, genci var vb..Fecr Süresi 5. Ayet ▬ Gerçekten bu, akıl sahibi olanlar için bir yemindir değil mi?Bunda akıl sahibi için bir yemin yok mudur!. Evet.. Vardır. Hikmet sahibi Yaratıcının böyle bir takım kudret eserlerine yemin etmesi, sırf kullarını uyandırmak içindir. Onların dikkatlerini ilahi beyanlara çekmek içindir. Çünkü Kendilerine yemin edilen şeylerin her biri pek enteresan boş ve Allah’ın kudretine delil bir mahiyette akıl sahipleri bunları güzelce seyrederek, akıllıca düşünerek bunların Yüce Yaratıcısını birlemeye kutsamaya ve yüceltmeye devam etmeli değil midirler?. Kur’an-ı Kerim’in bütün bu mübarek ayetleri ,insanları gafilce yaşamaktan men ederek arifçe, hikmetlice bir halde yaşamaya davet etmekte bulunuyor. Gafilce ve inkarcı bir halde yaşayanlar da elbette ki Nihayet layık oldukları cezalara kavuşacaklardır. İşte Kur’an-ı Kerim, bizlere örnekler kasemlerde veya bu zikr olunan şeylerde aklı kendisini fenalıktan menedecek bir akıl sahibi için büyük bir kasem veya kasem edilir, and verilir bir şey var değil mi? – Elbette var, çünkü bunlar öyle hadiseler, öyle şeylerdir ki bir akıl sahibinin bunlara ehemmiyet vermemesi bunların feyz-u berekatından, hassai irşadiyyesinden istifade etmek, kuvvet almak istememesi ihtimali yoktur. Ancak tam bir akıl sahibi bizzat bu hadiselerin kendilerinde değil, onların muhdisi olan ve bu inkılabatı tedbir ve idare eyliyen rabbine istidlal ederek en büyük kasemi bunların rabbine kasemde bulurFecr Süresi 6. Ayet ▬ Görmedin mi Rabbinin nasıl ettiğini Ad kavmine,Ey Yüce Resul!. Ve ey onun ümmetinden bulunmak şerefine sahip olan insan!. Gördün mü ki görmüş gibi işitip bilmedin mi ki Rab’bin Ad’a nasıl yaptı?. O kavmi küfürlerinden dolayı nasıl helak ettiFecr Süresi 7. Ayet ▬ Yüksek direkli İrem’eDirek sahibi olan Yani Büyük çadırlara, yüksek binalara sahip bulunan İrem cemaatine. bu Ad kavmi ki “Arabî Baide” denilen bir Arab kabilesi bulunuyordu. Avs Bin-i İrem denilen bir şahsın evlat ve torunları bulunuyorlardı, büyük dedeleri ise Nuh idi. Rimal, Ahkaf, Hazret Mut denilen yerlerde otururlardı, uzun bir müddet yaşamışlardı, sonra küfürlerinin bir cezası olmak üzere sema tarafından gelen korkunç bir ses ile helak olmuşlardırFecr Süresi 8. Ayet ▬Ki onun şehirlerde benzeri yaratılmamıştı-O helak olan Ad kavmi Bir belde ahalisi idiler ki O beldenin bir misli beldeler arasında yaratılmamıştı. Kendileri pek büyük bir vücuda uzunca ömre, fazlaca kuvvete nail bulunmuş oldukları gibi beldeleri de çok büyük, çok muhteşem bir halde bulunuyordu. Buna rağmen küfürleri yüzünden nihayet mahvolup gittiler. Artık sonraki kavimler de onların o müthiş akıbetlerinden ibret dersi almalı değil midirler?Öyle Zatil’ımad veya öyle Imad, yahut öyle İrem ki beldeler içinde misli yaratılmamıştı – bu tavsif, İremin bî misil bir belde olmasında zahirdir. O kavmin kuvvet ve kamette misli yaratılmamıştı manasında olmak muhtemil ise de şehr olması daha mütebadir. Misli yaratılmamış olması da o zamana kadar demek Süresi 9. Ayet ▬ Ve vadilerde kayaları oyan Semud’aVe Ey Resul-i Ekrem ve ey Müslümanlar!. vadide kayaları kesip oyan Semud’a da Hak Teala nasıl yaptı?. Onları da küfürleri sebebi ile nihayet nasıl bir şekilde kahır etti ve cezalandırdı, onların o akıbetleri de bir Semud kavmi, “Arab-i Aribe’den Halis Araplardan bir topluluk idi, Hicaz ile Şam arasında bulunan “Hicr” adındaki bir beldede oturuyorlardı. Bunlar da Ad kavmi gibi Putlara taparlardı. Pek çok şehir yapmış oldukları rivayet Semud adında bir şahsın adı ile anılan meşhur bir kabiledir. Büyük dedeleri ise Nuh Bu kabile de küfürleri yüzünden bir sarsıntı, bir ses veya yıldırım ile helak olmuşlardırFecr Süresi 10. Ayet ▬ Ve kazıklar sahibi Firavuna?Ve Yüce Yaratıcı, pek büyük, sabit binalara sahip olan Firavuna da nasıl yaptı?. Onu da nasıl müthiş bir azaba uğrattı, kendisini de, kendisine tâbi olanları da sular içinde helak ederek cezalarına Firavun’un kudret ve saltanatı, kendisini asla kurtaramadı, artık dünya varlığına güvenerek dinden, ahiret fikrinden mahrum olanlar, o gibi küfürleri yüzünden helake maruz kalmış eski kavimlerin o müthiş akıbetlerini bir düşünmeli, nazarı dikkate almalı değil midirler?Fecr Süresi 11. Ayet ▬ Onlar ki memleketlerinde azgınlık etmişlerdi,İşte onlar ki O Ad ve Semud kavimleri ve Firavun’un kafiri beldelerde azgınlıkta bulunmuşlardı. Kibirli vaziyetler almışlar, kindi fani kuvvetlerine, servetlerine güvenmişler, kendilerine verilen öğütleri kabul etmemişler, cahilce ve inkarcı bir halde yaşamışlardı .Onlar ki o beldelerde tuğyan etmişlerdi – Her biri kuvvetlerine mağru, arzularına tabi’ olarak bulundukları memleketlerde hak ve adalet hududunu aşıp halkın ve halikın hukukuna tasallut ve tecavüzde ileri gitmişlerdiFecr Süresi 12. Ayet ▬ Onlar oralarda fesadı arttırmışlardıO dinsiz kavimler, şahıslar Oralarda o bulunmuş oldukları beldelerde fesadı çoğaltmışlardı. küfür ve isyana dalmış, kendileri gibi düşünmeyenlerin hayatlarına kastetmiş, hallerini ıslah etme yolundan ayrılmış, kendi pek çirkin, ahlaka aykırı hallerini bir yükseliş, bir medeniyet, bir refah ve saadet hali sanmışlardıOralarda dahilen ve haricen fesadı çoğaltmışlardı – Zulüm, israf, sefahetle çok fesat yapmış, nizamı, ahlakı, efkarı Süresi 13. Ayet ▬ Bundan dolayı Rabbin de onların üzerine bir azap kamçısı yağdırdırArtık Rabbin de onların üzerlerine O dinsizce, ahlaksızca yaşamaları yüzünden bir azap kamçısı saldırdı. üzerlerine çeşit çeşit azaplar yağdırdı, hepsini de daha dünyada iken felaketlere uğrattı, ahiretteki azapları ise her türlü düşüncelerin Kerim’de bu gibi kavimlerin pek müthiş tarihi halleri ayrıntılı olarak ve kısaca mükerrer bir şekilde beyan buyrulmuştur. Bunlar ilahi kudretin büyüklüğünü bildirmektedir. İnsanlar için birer ibret dersi Süresi 14. Ayet ▬ Çünkü Rabbin gözetlemededirBu mübarek ayetler de Alemlerin Rabbinin bütün kevnî hadiseleri görüp bildiğini haber veriyor, insanların zenginlikle, fakirlikle imtihana tabi tutulduklarını bildiriyor. İnsanların ise bu husustaki hikmet ve faydayı takdir edemez bir halde bulunduklarını ve pek cimrilik ve servete düşkünlük gösterdiklerini beyan buyurmaktadır. Şöyle kiEy Son Peygamber!. Şüphe yok ki Rab’bin Bütün kullarının hallerini görüp gözetmektedir. sana itaatte bulunanların da, muhalefete cüret edenlerin de halleri Allah tarafından bilmektedir. Artık muhalif, inkarcı, olanlar geçmiş kavimlerin dinsizlikleri yüzünden nasıl felaketlere uğramış olduklarını düşünmeli değil midirler?“Mirsad” Gözetilen yer, gözetme yeri, rasad dürbünü demektir.“Haris; yani muhafız, bekçi manasında da kullanılmaktadır. Bu tarassuttan maksat, Cenab-ı Hak’kın bütün hadiseleri görüp bildiğini bir temsilden ki Bu ilahî beyan, yukarıdaki yeminlerin bir cevabı olabilir. Aradaki beyanlar ise birer muterize cümlesi Süresi 15. Ayet ▬ Şu da insan! Rabbi onu deneyip ikramda bulunduğu ve bol nimet verdiği zaman Rabb’im bana ikramda bulundu’ Süresi 16. Ayet ▬ Fakat onu deneyip rızkını daralttığı zamansa Rabbim beni aşağıladı’ Süresi 17. Ayet ▬ Hayır,doğrusu siz yetime ikram etmiyor,Fecr Süresi 18. Ayet ▬ Birbirinizi yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuzFecr Süresi 19. Ayet ▬ Mirası toplayıp oburca yiyorFecr Süresi 20. Ayet ▬ Ve malı şaşılacak derecede seviyorsunuzAnlaşılıyor ki insanoğlu, rızkı bolca verildiği ya da daraltılıp muhtaç hale getirildiği zaman Rabb’ini hatırlamaktadır. Rızkı artırılıp servete konan insan, Rabb’inin kendisine özel ikramda bulunduğunu; buna layık görüldüğü için onun şerefine şeref kattığını hem de övünerek anlatır. Ama o, nefsinden başkasını düşünmez. Rızkı daraltıldığı zamansa Rabb’inin şerefini düşürdüğünü, kendisini alçalttığını söyler. Halbuki rızkın bolluğu da darlığı da yüce Allah’ın hikmet dolu takdir ve imtihanını bir ve yücelik, yüce Allah’ın ihsan ettiği bol rızkı ihtiyaç sahipleriyle özellikle de yetimler ve yoksullarla paylaşmaya bağlıdır. Rızık daraltıldığında kula yakışan; Rabb’ine yönelmek, sabır, şükür ve içtenlikle O’nun takdirine boyun eğmektir. Varlıktan yokluğa düşmek, kendisin ve Rabb’ini bilen hiç kimseyi alçaltmayacağı gibi, yoktan varlık sahibi olmak da tek başına kimseyi hak etmediği halde hiç kimseyi zenginlikle şereflendirmez, kimseyi de hikmetsiz olarak aşağılamaz. Şerefini yücelten de düşüren de insanın kendi iman ve varlıklı kimseler, Allah’ın lütfettiği nimetten akrabaya, yoksula, yetime ve diğer hak sahiplerine haklarını vermez; birbirlerini iyiliğe, bilhassa ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını gidermeye teşvik etmez,Bu konuda sosyal bir faaliyet içine girmez; varisler bencillik eder miras hukukuna riayet etmeden, helal haram tanımadan, diğer hak sahiplerinin haklarını da toplayıp yerlerse,onlar da kendi rızıklarını daraltır, şereflerini düşürür; hatta ihtiyaç sahiplerine muhtaç hale bile gelebilirler..Fecr Süresi 22-23. Ayet ▬ Hayır ! Yerküre paramparça olup dağıldığı, Rabbin ve sıra sıra dizilmiş olarak melekler geldiğinde ki o zaman cehennem de onların yakınlarına getirilmiştir- insan ancak o zaman öğüt alır, ama artık öğüt onun nesine ayette sembolik bir anlatım söz konusudur. Ayette söylenmek istenen şudurMahkemede suçlu ve şahitler duruşma salonuna alındıktan sonra, hakimin de davaya bakmak ve hükmünü vermek üzere geldiği gibi Hakimlerin en yücesi’ olan Allah’ta ahirette, en son duruşma ve hesap gününde Mülkün ve emrin sahibi olarak’ kulları hakkında nihai hükmünü vermek üzere Majhkeme’i Kübra’ya gelecektir. Şahitlik etmek ve karar sonrası görevlerini icra etmek üzere melekler de dizi dizi gelip orada yerlerini uyarılarına kulak vermeyen, verilen öğütleri dinlemeyenler, en son duruşma gününde hakimler hakimi Allah, Mülkün ve emrin sahibi olarak’ hüküm vermek üzere duruşma yerine geldiği, melekler de şahitlik ve görev icra etmek üzere huzurda dizi dizi durdukları zaman, bütün anlatılanların gerçek olduğunu kabirden kalkarken … bu, Rahman’ın bize vaat ettiği, elçilerinse doğru söylediği şeydir…’ diyecekler. O zaman onlar yanıldıklarını bilecek ve öğüt almaya hazır olduklarını söylemek isteyecekler ama artık öğüt alma zamanı geçmiştir. Mazeret beyan edip tövbe etme zamanı ise çok gerilerde kalmıştır. Fecr Süresi 24-26. Ayet ▬ O,’Ah keşke ben de şu gerçek hayatım için salih işler yapıp gönderseydim’ diyecektir. İşte o gün, Allah’ın ona edeceği azabı hiç kimse edemez, Allah’ın ona vuracağı bağı kimse o gün Allah ona, hiç kimsenin yapamayacağı azabı yapar. Hiç kimsenin bağlayamayacağı şekilde ateşe Yedi MertebesiFecr Süresi 27. Ayet ▬ Ey kemale ve huzura ermiş insan!Her insanda, akli, Şehevi ve Gadabi’ denilen üç kuvvet mevcuttur. Bu akli, şehevi ve gadabi kuvvetlerin her insanda, eğitim ve öğretim durumuna göre, huy halini almış olan hali o insanın kişiliğini ve karakterini ortaya koyan bir sentezi / olguyu kişinin ruhsal ve bedensel taleplerinin bütününü temsil eden ve ona O’ dedirten aktif yapıya nefs tabir edilir. Taleplerinin, insanın kişiliği üzerindeki etkinliği sebebiyle nefsin güç anlamı da vardır; nefis gücü. Kur’an da nefsin yedi ayrı derecesinden söz edilmiştir. Bunlar;Nefs-i Emmare Yusuf’53Nefs-i Levvame Kıyame’2Nefs-i Mülheme Şems’8Nefs-i Zekiyye Kehf’74Nefs-i Mutmainne Fecr’27Nefs-i Radıyye veNefs-i Merdıyye Fecr’28Nefs-i Emmare Bedensel tabiata meyleden, şerlerin barınağı ve kötü ahlakın menbaı olan nefistir. O, düzeyli bir eğitim ve öğretim süreci geçirmediği için hissi lezzetler ve şehvetleri emreder, kalbi daima süfli yöne Mutmainne ise; Kur’an da derecelendirilen nefsin beşinci mertebesidir. Bu da Allah’a iman ve kayıtsız şartsız teslimiyetin tadına ermiş mümini kamilin nefsidirFecr Süresi 28-30. Ayet ▬ Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak dön Rabbine; Haydi katıl seçkin kullarımın arasına, Ve gir cennetimeEy Allah’a ve ahiret gününe iman eden, Resulülahı kendisine örnek alan, Rahman’a içtenlikle saygı duyan, akıbetinden korkup salih işler yaparak kendine azık hazırlayan nefis’Ey kalpleri sadece Allah’ı zikir ile mutmain olanlar ve ey dünyada ve ahirette Allah’ın verdiklerine hoşnutlukla kanaat edip hamd ve şükür ile Rablerini razı etmiş olan kemal sahibi müminler! Artık dönün Rab’inize, karışın salih kullarım arasına ve girin hak ettiğiniz cennetime..KaynaklarM. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C 1Meal İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C12 / bkz 116Turan Yazılım / Mürşit 5 / Kur’an / Tefsir / BilmenTuran Yazılım / Mürşit 5 / Kur’an / Tefsir / YazırAbdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / CVI / ❬ Önceki Sonraki ❭ وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا لَيْلَةُ ٱلْقَدْرِ Ömer Nasuhi Bilmen Kâdir gecesinin ne olduğunu sana ne şey bildirdi? Beyyine Süresi Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri Bu mübarek sûre, Talak süresinden sonra Medine-i Münevvere’de nazil olmuştur. Sekiz ayet-i kerimeyi içermektedirDelil ve kanıt manasında olup kendisiyle Resul-î Ekrem Efendimiz irade buyrulmuş olan “Beyyine” tabirini ihtiva ettiği için bu süre-i celileye böyle Beyyine süresi adı verilmiştir. Maamafih “Lemyekûn” ve “El-Kayyime” ve “El-Münfekîn” süresi diye de isim Gecesi süresinde Kur’an-ı Kerim’in Resûl-i Zîşan’ımıza inzâl edilmiş olduğu sûrede de O Yüce Peygamberin ne gibi mukaddes sahifeleri okumakta olduğuna işaret edildiği için bu iki sûre-i celîle arasında güzel bir münâsebet Süresi 1. Ayet Gerek Ehl-i kitaptan, gerek müşriklerden olan kâfirler, kendilerine o açık ve kesin delil gelmedikçe, inkârlarından ayrılacak Süresi 1. Tefsiri Bu sûre-i celîle; küfür içinde yaşayan milletlerin inançlarını değiştirmeleri için istedikleri en açık delil, en yüce bir Peygamber, gözleri önünde tecellî etmeğe başladığı hâlde onların yine kendi küfürlerinde sebât edip dağınık bir hâlde yaşadıklarını bildiriyor. Ve onlara emredilmiş olan pek güzel, pek fâideli vazifeleri gösteriyor. Küfürlerinde devam edenlerin ne kadar fenâ kimseler olup ebediyen cehennemde kalacaklarını ihtar ediyor. İman ve sâlih amel sâhiplerinin de ne kadar yüce makamlara, iltifatlara kavuşmuş olacaklarını ki Kitap ehlinden yâni Yahudi ve Hıristiyan topluluğundan ve müşriklerden putlara, ateşe, güneşe tapan kavimlerden kâfir olanlar yâni Vakti ile ahir zaman Peygamberinin dünyaya şeref vereceğini bilip işitenler, onun gelişini bekleyen, bilâhare o Yüce Peygamber’in gelişi anında onu inkâr edenler, evvelce diyorlardı ki kendilerine apaçıkça bir delil gelinceye kadar yâni Ahir zaman Peygamberi mûcizeleriyle insanlık dünyasını aydınlatıncaya kadar kendi dinlerinden, küfürlerinden ayrılacak değillerdir.Kitap ehli, Tevrat’ta, İncil’de Peygamber Efendimizin vasıflarını okumuşlardı, onun insanlığı ilâhî dine dâvet için gönderileceği vâ’d olunmuş, o kitaplarda bildirilmişti. Kitap ehli, müşriklerden eza ve cefa görünce diyorlardı ki; Dünyaya bir büyük Peygamber gelecek, biz de ona tâbi olarak sizden ey müşrikler!. İntikam alacağızdır. O müşrikler de diyorlardı ki Şâyet öyle bir Peygamber ortaya çıkarsa biz de ona tâbi oluruz, siz onunla bizden intikam almaya kaadir Süresi 2. Ayet Meali O kesin delil de tertemiz sayfaları okuyan, ve Allah tarafından gönderilen bir Süresi 2. Ayet Tefsiri Kitap ehlinin ve müşriklerin bekledikleri o delil ise Allah tarafından bir Peygamber idi ki O Peygamber Hz. Muhammed ibaret olup tertemiz sahifeleri okur. Yâni Bâtıldan uzak hakkı açıklayan ilâhî kitabın, Kur’an-ı Kerim’in âyetlerini kendilerine teblîğ buyurur, o sâyede hakikat aydınlanır, ilâhî din anlaşılmış ehlinin ve müşriklerin bekledikleri o delil ise Allah tarafından bir Peygamber idi ki O Peygamber Hz. Muhammed ibaret olup tertemiz sahifeleri okur. Yâni Bâtıldan uzak hakkı açıklayan ilâhî kitabın, Kur’an-ı Kerim’in âyetlerini kendilerine teblîğ buyurur, o sâyede hakikat aydınlanır, ilâhî din anlaşılmış Süresi 3. Ayet Meali İçinde hak, hikmet ve adaletin ifadesi olan yazılar ihtiva eden tertemiz sayfalarıBeyyine Süresi 3. Ayet Tefsiri O mübârek sahifeler ki Onlarda dosdoğru yazılmış şeyler vardır. Onlarda yazılı olan dinî hükümler, pek doğrudur, sırf hakikattir, hidâyet yolunu Süresi 4. Ayet Meali Ehl-i kitap mensupları, o kesin delil gelinceye kadar bu konuda ihtilaf Süresi 4. Ayet Tefsiri Halbuki, kendilerine Kitap verilmiş olanlar Yahudi ve Hıristiyan toplulukları, kendi kitaplarında Hz. Peygamber’in vasıflarını okumuş, bilmiş idiler, müşriklere de bildirmişlerdi. Hepsi de o Yüce Peygamberin dünyaya geleceğini bekliyorlardı. Ortaya çıkınca ona tâbi olacaklarını söylemişlerdi. Bu hususta birbirlerinden ayrılmış olmadılar. fakat sözlerinde durmadılar, kendilerine o delil geldikten sonra yâniHz. Muhammed pek açık bir delil, bir hakikat kanıtı mahiyetinde olarak mûcizeleriyle, Kur’an-ı Kerim’in âyetleriyle gelip kendilerini tevhid dinine dâvet edince ayrılığa düştüler. eski iddialarında sebât etmediler, bâtıl mezheplere ayrıldılar, birbirlerini cehâletle ve kâfirlikle suçladılar. İşte kitap ehli böyle olunca artık müşriklerden ne beklenir?.Onlar daha ziyade bir cehâlet içinde yaşıyorlardı, onlar da sözlerinde durmadılar, o Yüce Peygamber, dünyaya şeref verince onu inkâra cür’et gösterdiler, öyle bir birlik delilini kabul etmeyip küfür ve şirk içinde yaşamaktan ayrılmak istemediler. Bir çokları İslâm mücahitleri tarafından katledildiler. Ehl-i kitaptan olanlar da cizye vermek sûretiyle o öldürülmeden kurtulmuşlar, âhiret azabını hak eder Süresi 5. Ayet Meali Halbuki onlara, şirkten uzak olarak yalnız Allah’a ibadet etmeleri, namazı hakkıyla ifâ etmeleri, zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte sağlam, dosdoğru din Süresi 5. Ayet Tefsiri Halbuki Onlar O küfür ve şirki tercih eden kavimler, Peygamber tarafından emrolunmadılar kendilerine zararlı, selâmet ve saadetlerine aykırı bir şey teklif edilmiş olmadı ancak dinde ihlâs sâhipleri kalp ve lisân bakımından yönelmiş bulunarak ibâdet etsinler diye emrolundular. ve namazı dosdoğru rükün ve şartlarına riâyet ederek kılsınlar ve fakir dindaşlarına şefkat ve merhamet göstererek zekât versinler diye emrolunmuşlardır.ve işte en doğru din de budur. dosdoğru, Allah’ın rızâsına uygun olan din, selâmet ve saadet yolu bu beyan olunan pek samimî inançtan, samimi ibâdetlerden ibarettir. Bunların güzelliği, doğruluğu, fâideleri her akıl sâhibi için bilinip takdir edilecek bir mahiyettedir. Artık nasıl oluyor da bu hususta ki emr ve tavsiye kabul edilmeyip de ayrılıkçı, bir hâlde bulunmak cehâleti tercih ediliyor. Hiç bunun neticesi düşünülmüyor mu?Beyyine Süresi 6. Ayet Meali Gerek Ehl-i kitaptan, gerek müşriklerden olan kâfirler, hem de devamlı kalmak üzere cehennem ateşindedirler. Onlar bütün yaratıkların en Süresi 6. Ayet Tefsiri Hakikaten o kimseler ki Kitap ehlinden ve müşriklerden kâfir olmuşlardır. Küfürlerinde ısrar edip hakiki dini kabulden kaçınmışlardır, bütün onlar cehennem ateşindedirler. onlar âhirette cehenneme sevk edileceklerdir. Orada ebediyen kalıcılardır. onlar o cehennemde devamlı olarak yanıp bu onların küfür ve şirklerinde ısrar edip durmalarının cezasıdır. Kendi hakikî menfaatlerini zâyi etmiş, hâllerini ıslâh etmekten mahrûm kalmış, en büyük cezayı hak etmiş kimselerdirBeyyine Süresi 7. Ayet Meali Ama iman edip, makbul ve güzel işler yapanlar ise bütün yaratıkların en hayırlı Süresi 7. Ayet Tefsiri Mü’minlere gelince onların istikbâli ne kadar güvenlidir, onlar ne kadar mes’ut zâtlardır, evet.. Muhakkak o kimseler ki imân ettiler kalplerinde imân nûru parlayıp durdu, Allah’ın birliğini ve Hz. Muhammed’in peygamberliğini kalben tasdik ettiler ve dilleriyle söylediler ve sâlih sâlih amellerde bulundular namaz gibi, oruç gibi ve zekât gibi bedenî ve mâlî ibâdetleri yerine getirdiler, hak yolunda cihad sahalarına atıldılar, işte yaratılmışların hayırlısı da onlardır. evet.. Şüphe yok ki Onlardır. çünkü, onlar, yaratılış gâyelerini dikkate almış, hidâyet yolunu takip etmiş, insanî fâziletleri muhafâzada bulunmuş pek seçkin Süresi 8. Ayet Meali Bunların Rab’leri nezdindeki ödülleri içinden ırmaklar akan, hem de devamlı kalmak üzere girecekleri, Adn cennetleridir. Allah onlardan, onlar da Allah’tan râzı olmuşlardır. İşte bu rıza makamı da Rabbine saygı Süresi 8. Ayet Tefsiri Artık ahiret aleminde Onların o pek seçkin kulların Rabbilerinin katında mükâfatı, kavuşacakları nîmetler, altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. onlar, âhirette öyle pek mükemmel, gönül alıcı bağlara, bostanlara, ikâmetgâhlara ulaşacaklardır, oralarda ebediyen daimî kalıcılardır. bir daha o cennetlerden ayrılacak değillerdir. Ebedî bir hayata, bir saadete kavuşmuş Allah onlardan râzı olmuştur. o kullarının amellerini kabul edip kendilerini öyle ebedî nîmetlere, tecellîlere kavuşturmuştur, onlar da O ilâhî din ile vasıflanmış, dinî vazifelerini yapmaya muvaffak olmuş kullar da ondan o kerîm, rahîm olan Yüce Yaratıcıdan râzı olmuşlardır. haklarındaki o sonsuz ilâhî lütuflardan dolayı genişliğe gark olmuş, şükrân borçlu olduklarını bilmiş, ebedî bir zevk ve safa içinde kalmışlardır, işte bu Mükâfat bu ebedi rızâ Rab’binden korkan kimse içindir. evet..Allah’ın birliğini, kudret ve azametini bilip tasdik eden, kalbinde Allah korkusu, muhabbeti parlayıp duran, kulluk vazifelerini ruhanî bir zevk ile yerine getirmeye çalışan her mü’mîn için böyle ebedî bir mükâfat, bir ilâhî lütuf takdir edilmiştir. Artık ebedî bir selâmet ve saadete kavuşmak isteyenler, üzerlerine düşen kulluk vazifelerini seve seve yapmaya çalışmalıdırlar. Böyle bir muvaffakiyete erişmeyi o Yüce ve kerîm Mâbudumuzdan niyâz eyleriz. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’ Turan Yazılım / Mürşit 5 / Kur’an / Tefsir Meal = Yıldırım / Tefsir Bilmen Anasayfa » Etiket Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri Bakara Süresi 37 Ayetin Meali Büyük pişmanlık duyan Adem, Rabbinden birtakım kelimeler öğrenip onlara göre hareket etti. Rabbine yalvardı. Allah da tövbesini kabul etti. Zaten O tövbeyi kabul eder, merhameti boldur. . Bakara Süresi 37. Ayetin Tefsiri; Tevrat Hz. Adem’in tövbe etmesinden bahsetmez. Allah insanın dünyadaki çilesini geçici kılmıştır. Halife... Fecr Süresi 1. Ayet ▬ Andolsun fecre Bu mübarek ayetler, bir takım kavimlerin küfür ve azgınlıkları yüzünden nasıl birer helake maruz kalmış olduklarını bildiriyor. Onların maddi kuvvet ve haşmetlerinin kendilerini ilahi azaptan kurtaramaz bulunduğuna işaret buyurmaktadır. Şöyle ki Andolsun Fecre. Tan yerinin ağaracağı, gecenin bitip güneşin doğmaya yüz tuttuğu, aydınlığın... Maun Süresi Tekasur süresinden sonra Mekke-i Mükerreme’de nazil olmuştur. Yedi ayet-i Kerimeyi içermektedir. Esirgenmeyecek bir yardım demek olan “Maun” kelimesi nihayet bulduğu için kendisine bu isim verilmiştir Gördün mü o kimseyi ki Dini yalanlar. İmdi o kimseler ki Yetimi itiverir. Ve yoksula yemek yedirilmesi için teşvikte bulunmaz. Artık vay haline... Nasr Süresi Meali, Konusu, İçeriği ve Fazileti ∟ Allah’ın nusreti ve fethi geldiği zaman, Ve Allah’ın dinine nasıl fevc fevc girer olduğunu göreceğin vakit Artık Rabbine hamdederek tesbihte bulun ve ondan mağfiret dile, şüphe yok ki O tevbeleri çok kabul edici olmuştur. Bu mübarek sûre, Tevbe süresinden sonra Medine-i Münevvere’de... Kalem Süresi Mekkede inmiş olup 52 ayettir. Adını 1. ayette geçen el-Kalem’den almıştır. Kalem Süresi Mekkede inmiş olup 52 âyettir. Adını 1. ayette geçen el-Kalem’den almıştır. Bu sûre Hz. Peygamber aleyhinde müşriklerin ileri sürdükleri bazı iddiaları çürütüp onun nübüvvetini ispatlar. Bunun başlıca delilinin, onun mükemmel ahlâkı olduğunu vurgular. Gerçekten hayat... Tebbet Süresi Türkçe Okunuşu ve Anlamı Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb– Kurusun Ebû Leheb’in elleri. Zaten de kurudu! Mâ eğnâ anhü mâlühû ve mâ keseb Ona ne malı, ne de yaptığı işler fayda verdi! Seyeslâ nâren zâte leheb O, alev alev yükselen ateşe girecek, Vemraetühû hammâletelhatab O odun yüklenmiş... Zilzal Süresi Nisa süresinden sonra Medine-i Münevvere’de nazil olmuştur. Gelecekte vuku bulacak bir zelzeleyi haber verdiği için kendisine bu ad verilmiştir. Zilzal Süresi Nisa” süresinden sonra Medine-i Münevvere’de nazil olmuştur. Gelecekte vuku bulacak bir zelzeleyi haber verdiği için kendisine bu ad verilmiştir. Kendisinden evvelki “El-Beyyine” süresinde müminlerin mükafatı, kafirlerin de... Tin Süresi Burc süresinden sonra Mekke-i Mükerreme de nazil olmuştur. Sekiz ayet-i kerimeyi içermektedir. İlk ayetinde Tin İncir denilen bir mühim kudret eserine yemin edildiği için kendisine böyle Tin Suresi adı verilmiştir. Bundan evvelki inşirah süresinde yaratıkların en efdalı olan Peygamberimizin yüce şanı bildirilmiş. Bu sürede de bütün insanlığın muhtelif... Hadid Süresi 1 Ayetin Meali = Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah’ı tenzih ve tesbih eder. O azîz ve hakîmdir üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir. Hadid Süresi 1 Ayetin Tefsiri = Bu mübârek âyetler, bütün kâinatın Cenab-ı Hakk’ı takdîs ve yüceltmede bulunduğunu bildiriyor. Bütün göklere ve yerlere... Hümeze Süresi Meali Hümeze Süresi 1. Ayet Arkadan çekiştiren, gözü ile kaşı ile eğlenen her bir kimsenin vay haline! Hümeze Süresi 2. Ayet Öyle kimse ki Bir malı toplamış ve onu tekrar tekrar saymakta bulunmuştur… Hümeze Süresi 3. Ayet Sanır ki, onu malı, daima yaşatacaktır. Hümeze Süresi 4. Ayet Yok... Kafirun Süresi Mekki bir süredir. Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin birinci yılında, bir bütün halinde indirilmiş olup 6. ayettir. Adını birinci ayetindeki, inkar edenler anlamına gelen kafirun kelimesinden almıştır. Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 18, Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre 109. süredir. a Bu mübarek süre,... İnfitar Süresi Naziat süresinden sonra Mekke-i Mükerreme’de nazil olmuştur. 19 ayet-i kerimeyi içermektedir. İlk ayetinde İnfitarı, yani Göğün yarılacağını bildirdiği için kendisine bu ad verilmiştir. Bu Sürede kıyametin vukuunda ne kadar mühim hadiselerin meydana geleceği bildirildiği için kendisinden evvelki “Tekvir” süresiyle aralarında büyük bir irtibat vardır. Bu süre-i celilenin başlıca... Beyyine Süresi Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri Bu mübarek sûre, Talak süresinden sonra Medine-i Münevvere’de nazil olmuştur. Sekiz ayet-i kerimeyi içermektedir Delil ve kanıt manasında olup kendisiyle Resul-î Ekrem Efendimiz irade buyrulmuş olan “Beyyine” tabirini ihtiva ettiği için bu süre-i celileye böyle Beyyine süresi adı verilmiştir. Maamafih “Lemyekûn” ve “El-Kayyime” ve... Duha Süresi 11 Ayettir ve 93. Süredir Duha Süresi 1. Ayet Ey Muhammed’ Andolsun kuşluk vaktine Bu mübarek süre, Allah Teala’nın Peygamberimiz hakkındaki lütuf ve ihsanını bildiriyor. O Yüce Peygamberin günden güne daha ziyade nimetlere, muvaffakiyetlere nail olacağını müjdeliyor. Ve o Yüce Peygamberin yetimlere, yoksullara karşı güzel muamelede bulunmakla ve... İhlas Süresi Türkçe Okunuşu İhlas Süresi 1. Ayet Kul hüvellâhü ehad De ki O Allah, birdir. . İhlas Süresi 2. Ayet Allahüssamed Allah, bütün mahlukların kendisine yöneleceği ve sığınacağı yegane varlıktır. İhlas Süresi 3. Ayet Lem yelid ve lem yuled O doğurmadı ve doğurulmamıştır. İhlas Süresi 4. Ayet Ve lem... Asra yemin olsun ki İman edip salih iş yapan ve birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin dışında tüm insanlar, mutlak ziyandadırlar Asr Süresi Bu mübarek süre, inşirah süresinden sonra Mekke-i Mükerreme de nazil olmuştur. Üç ayet-i kerimeyi içermektedir. Asr’a – Dehr’e yemin ile başladığı için kendisine böyle Asr süresi adı... Bakara Süresi 7. Ayet Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir perde gerilmiştir ve onlar için dünya ve ahirette büyük bir azap vardır Bakara Süresi 7. Ayetin Tefsiri Şeytana itaatlerinden dolayı, şeytan onlar üzerinde hakimiyet kurmuştur. Bunun üzerine de Allah kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş gözlerine perde germiştir.... Bakara Süresi 94 Ayet Meali Onlara Şayet ahiret yurdu Allah katında diğer insanlara değil de yalnızca size aitse ve bu iddianızda doğru iseniz haydi ölümü temenni edin’ de Bakara Süresi 95 Ayet Meali Onlar,kendi elleriyle yapmış oldukları işler sebebiyle hiçbir zaman ölümü temenni etmeyeceklerdir. Allah zalimleri iyi bilir. Bakara Süresi...

kadir suresi tefsiri ömer nasuhi bilmen