♥️ Şuara Suresi 80 Ayet Okunuşu

Xa7P. Kur’an’da geçen şifa ayetleri var mıdır? Maddi-manevi bütün hastalıklarda istimdat edebileceğiniz, medet bekleyebileceğiniz bizzat Rabbimiz’in buyurduğu şifa veren deva demektir. Şifa; insanın hastalıktan kurtulması, sıhhat bulması, iyilik bulması anlamlarına gelir. Peki hastalara ne şifa olur? KUR’AN’DA GEÇEN İKİ ŞİFA Kur’ân-ı Kerim’in bizzat kendisi şifâdır. Peygamber Efendimiz, iki şifâ vardır buyuruyor “Bunun biri baldır, diğeri Kur’ân-ı Kerim’dir.” İbn Mâce, Tıp, 7 Mesela Fatiha Sûresi’nin hem yılan ısırması gibi fiziki hastalıklara hem de bir insanın mecnun deli olması gibi psikolojik hastalıklara şifâ olduğu hadis-i şeriflerde rivayet edilir. Kur’ân-ı Kerim’in maddi-manevi bütün hastalıklara şifâ oluşu, balın şifâ oluşu ve diğer şifâ veren bilgilerin yanı sıra esas hakiki şifâ verici Allah’tır. Çünkü Cenab-ı Hak’kın eş-Şâfi ismi, sıfatı şerifi mevcuttur. Ve bütün şifâlarda Cenab-ı Hak’kın “Ya Şâfi” dediğimiz o isminden tecelli etmektedir. Yani bütün dertlerin devâsı, şifanın kaynağı Yüce Rabbimiz’dir. Esas şifâyı da biz O’ndan bekleriz. Diğerlerini hep vasıta olarak biliriz. Şifa Ne Demek? Şifâ; devâ demektir. Şifâ; insanın hastalıktan kurtulması, sıhhat bulması, iyilik bulması anlamlarına geliyor. Şifa İsmi Caiz midir? Şifâ ismi güzel bir isimdir. Bu insan ismi olarak kullanılabilir. Mekânlara, müesseselere isim olarak verilebilir. Kur’ân-ı Kerim’de altı yerde şifâ kelimesi geçmektedir. Şifâ kelimesinin geçtiği kelimeler de bizim ezkâr kitaplarımızda şifâ ayetleri olarak yer alıyor. Ve peş peşe okunduğu zaman da bunların insanların hastalıklarına deva olduğu belirtiliyor. HASTALAR İÇİN ŞİFA DUASI İmam Kuşeyri Hazretleri naklediyor “Şimdi arzedeceğim altı ayet şifa kaynağıdır. Bunları bir insan sabah-akşam dikkatlice, ihlasla okursa hangi hastalık olursa olsun biiznillah şifa bulur. Bu âyetlerin şifâ verdiğini tecrübe etmişizdir. Benim 12 yaşlarında bir kızım vardı. Devâsı olmayan müzmin bir hastalığa yakalandı. Bütün hekimlere götürdüm, deva bulmadı. Onu ölüme terketmiş durumdayken salih bir insanla karşılaştım. Bu halimi arzettim. Dedi ki; Kur’ân-ı Kerim’de altı tane şifâ âyeti bulunmaktadır ki kızına ihlasla bu duâları sabah-akşam okursan o biiznillah iyileşecektir. Ben de bu âyetleri öğrenip kızıma okudum. Ölmek üzereyken kızım sıhhat buldu, iyileşti. Onun için bu âyetlerin ne kadar şifâ verici olduğuna bizzat şahidim.” KUR’AN’DA GEÇEN ŞİFA AYETLERİ Kur’ân-ı Kerim’de bulunan şifâ âyetleri; sağlık için duâ, şifâ için duâ, hasta duâsı, hastalara şifâ duâsı arayanlar için en etkili şifâ duâlarıdır. Tevbe Sûresi, 14. Ayet Okunuşu "...Ve yeşfi sudûra kavmin mu'minîn. mu'minîne." Anlamı “Allah, mümin bir topluluğun kalplerine şifa versin/gönüllerini ferahlatsın!” et-Tevbe, 14 Yunus Sûresi, 57. Ayet Okunuşu "...Ve şifâun limâ fîs sudûri. sudûrin" Anlamı “…Gönüllerdeki dertlere şifâdır...” Yûnus, 57 Nahl Sûresi, 69. Ayet Okunuşu "...Yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâsnâsi, inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn. yetefekkerûne..." Anlamı “…Onların arıların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet bal çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır…” en-Nahl, 69 İsrâ Sûresi, 82. Ayet Okunuşu "Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne mu’minîn...." Anlamı “Biz, Kur’ân’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, mü’minler için şifâ ve rahmettir…” el-İsrâ, 82 Şuarâ Sûresi, 80. Ayet Okunuşu "Ve izâ maridtu fe huve yeşfîni." Anlamı “Hastalandığım zaman bana şifâ veren O’dur.” eş-Şuarâ, 80 Fussilet Sûresi, 44. Ayet Okunuşu "Kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun şifâ'..." Anlamı “…De ki O, Kur’ân inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifâdır…” Fussılet, 44 AYETLERİN KARŞILAŞTIRMALI MEALİ VE TEFSİRİ Surelerin tefsiri ve karşılaştırmalı meali için ayetleri tıklayınız Tevbe Sûresi, 14. Ayet Yunus Sûresi, 57. Ayet Nahl Sûresi, 69. Ayet İsrâ Sûresi, 82. Ayet Şuarâ Sûresi, 80. Ayet Fussilet Sûresi, 44. Ayet İslam ve İhsan Şuarâ Sûresi26 147. Ayet Meal Ayet Arapça ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ Türkçe Okunuşu * Fî cennâtin ve’uyûnin 1. Ömer Çelik Meali “Bağların, bahçelerin içinde, akan pınarların başında.” 2. Diyanet Vakfı Meali 146, 147, 148. Siz burada, bahçelerin, pınarların içinde; ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında güven içinde bırakılacak mısınız sanırsınız? 3. Diyanet İşleri Eski Meali 142,143,144,145,146,147,148,149,150,151,152. Kardeşleri Salih onlara "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi. 4. Diyanet İşleri Yeni Meali 146,147,148. “Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?” 5. Elmalılı Hamdi Yazır Meali "Bahçelerin, pınarların içinde," 6. Elmalılı Meali Orjinal Meali O Cennetler, pınarlar 7. Hasan Basri Çantay Meali Bağların, pınarların içinde», 8. Hayrat Neşriyat Meali 146,147,148. “Siz burada her belâdan emîn kimseler olarak bahçeler, pınarlar, ekinler ve tomurcukları olgunlaşan hurmalıklar içinde bırakılacak mısınız sandınız?” 9. Ali Fikri Yavuz Meali Bağların ve pınarların içinde, 10. Ömer Nasuhi Bilmen Meali Bağlarda ve ırmaklarda?» 11. Ümit Şimşek Meali “Bahçelerin, pınarların içinde, 12. Yusuf Ali English Meali "Gardens and Springs, Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin anlaşılması mümkün değildir. Mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir. Şuarâ Sûresi 147. ayetinin tefsiri için tıklayınız * Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir. Şuara suresinin Türkçe okunuşu nasıldır? Şuara suresinin Türkçe meali nasıldır? Şuara suresi Kur-an’ın kaçıncı suresidir? Şuara suresinin faziletleri nelerdir? İşte tüm detayları ile Şuara suresi… Şuara suresi Kur'an-ı Kerim'de yer alan surelerden biridir. Kur'an-ı Kerim'de yer alan olan Şuara Suresi, birçok kişi tarafından sıklıkla okunmaktadır. Peygamber Efendimiz sav Mekke'de iken inen Şuara suresinin, 197, 224, 225, 226 ve 227. ayetlerinin Peygamber Efendimiz Medine'ye hicret ettikten sonra indirildiği düşünülmektedir. Furkan suresinden sonra ve Neml suresinden önce gelen Şuara suresi, iniş sırasına göre yer almaktadır. Türkçe okunuşu ve anlamı oldukça merak edilen sure birçok kişi tarafından sıklıkla araştırılmaktadır. Peki Şuara suresinin Türkçe okunuşu nasıldır? Şuara suresinin Türkçe meali nasıldır? Şuara suresi Kur-an'ın kaçıncı suresidir? Şuara suresinin faziletleri nelerdir? İşte tüm detayları ile Şuara suresi… Kur'an-ı Kerim Allah'ın kelamı olması sebebiyle her ayeti ve her kelimesi müslümanlar nezdinde büyük öneme sahiptir. Birçok kişi Kur'an-ı Kerim'i okumanın yanı sıra, Arapça yazan ayetlerin ne anlama geldiğini de merak etmektedirler. Okunuşu ve anlamı insanlar tarafından merak edilen surelerin başında Şuara suresi gelmektedir. Adını, şairler anlamına gelen eş-Şu'ara kelimesinden almaktadır. Surenin 197, 224, 225, 226 ve 227 ayetlerinin Medine'de indirildiği rivayet edilirken, diğer ayetlerin ise Mekke'de indirildiği düşünülmektedir. Toplamda 227 ayet içeren sure, yer almaktadır ve içerisinde çeşitli konuları anlatmaktadır. Sure içerisinde anlatılan başlıca konular şöyledir; Allah'ın birliği Kur'an-ı Kerim'in kaynağının ne olduğu Peygamberlik müessesi Ahiret inancı Bazı Peygamberlerin hayat hikayeleri Kur'an-ı Kerim'in şairler tarafından oluşturulduğu iddiası reddedilmektedir. İçerdiği peygamber kıssaları ile müslümanları geçmiş kavimler hakkında bilgilendirerek, yaşanan olaylardan dolayı örnek almalarını sağlar. Şuara suresi nedir Diyanet? Toplamda 227 ayetten oluşan Şuara suresi, Kur'an-ı Kerim'de 26. sırada yer almaktadır. İniş sırasına göre bulunan Şuara suresi, Mekke ve Medine dönemlerinde nazil olmuştur. Şuara suresinde genel olarak Allah'ın birliği, Kur'an-ı Kerim'in kaynağının ne olduğu, Peygamberlik müessesi, ahiret inancı, bazı Peygamberlerin hayat hikayeleri, Kur'an-ı Kerim'in şairler tarafından oluşturulduğu iddiası gibi konular ele alınmıştır. Şuara suresinin Türkçe okunuşu Bismillahirrahmanirrahim sım mım ayatül kitabil mübın banıun nefseke ella yekunu mü'minın neşe' nünezzil aleyhim mines semai ayeten fe zallet a'nakuhüm leha hadııyn ma ye'tıhim min zikrim miner rahmani muhdesin illa kanu anhü mu'ridıyn kad kezzebu fe seye'tıhim embaü ma kanu bihı yestehziun ve lem yerav ilel erdı kem embetna fıha min külli zevcin kerım fı zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minın inne rabbeke le hüvel azızür rahıym iz nada rabbüke musa eni'til kavmez zalimın fir'avn e la yettekun rabbi innı ehafü ey yükezzibun yedıyku sadrı ve la yentaliku lisanı fe ersil ila harun le hüm aleyye zembün fe ehafü ey yaktülun kella fezheba bi ayatina inna meaküm müstemiun fir'avne fe kula inna rasulü rabbil alemın ersil meana benı israiyl e lem nürabbike fına velıdev ve lebiste fına min umürike sinın fealte fa'letekelletı fealte ve ente minel kafirın fealtüha izev ve ene mined dallın ferartü minküm lemma hıftüküm fe vehebe lı rabbı hukmev ve cealenı minel murselın tilke nı'metün temünnüha aleyye en abbedte benı israıl fir'avnü ve ma rabbül alemın rabbüs semavati vel erdı ve ma beynehüma inküntüm mukının li men havlehu ela testemiun rabbüküm ve rabbü abaikümül evvelın inne rasulekümüllezı ürsile ileyküm le mecnun rabbül mesrikı vel mağribi ve ma beynehüma in küntüm ta'kılun leinittehazte ilahen ğayrı le ec'alenneke minel mescunın e ve lev ci'tüke bi şey'im mübın fe'ti bihı in künte mines sadikıyn elka asahü fe iza hiye sü'banüm mübın nezea yedehu fe iza hiye beydaü lin nazırın lil melei havlehu inne haza lesahırun alım ey yuhriceküm min erdıküm bi sıhrihı fe maza te'mürun ercih ve ehahü veb'as fil medaini haşirın bi külli sehharin alım cümias seharatü li mıkati yevmim ma'lun kıyle lin nasi hel entüm müctemiun nettebius seharate in kanuhümül ğalibın lemma caes seharatü kalu li fir'avne einne lena le ecran in künna nahnül ğalibın neam ve inneküm izel le minel mükarrabın lehüm musa elku ma entüm mülkun elkav hıbalehüm ve ısıyyehüm ve kalu bi ızzeti fir'avne inna le nahnül ğalibun elka musa asahü fe iza hiye telkafü ma ye'fikun ülkıyes seharatü sacidın amenna bi rabbil alemın musa ve harun amentüm lehu kable en azene leküm innehu le kebirukümüllezı allemekümüs sıhr fe le sevfe ta'lemun le ükattıanne eydiyeküm ve ercüleküm min hılafiv ve la üzallibenneküm ecmeıyn la dayra inna ila rabbina münkalibun natmeu ey yağfira lena rabbüna hatayana en künna evvelel mü'minın evhayna ila musa en esri bi ıbadı inneküm müttebeun ersele fir'avnü fil medaini haşirın haülai le şirzimetün kalılun innehüm lena le ğaizun inna le cemıun hazirun ahracnahüm min cennativ ve uyun künuziv ve mekamin kerım ve evrasnaha benı israıl etbeuhüm müşrikıyn terael cem'ani kale ashabü musa inna le müdrakun kella inne meıye rabbı seyehdın evhayna ila masa enıdrib bi asakel bahr fenfeleka fe kane küllü firkın ket tavdil azıym ezlefna semmel aharın enceyna musa ve mem meahu ecmeıyn ağraknel aharın fı zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minın inne rabbeke le hüvel azızür rahıym aleyhim nebee ibrahım kale li ebıhi ve kavmihı ma ta'büdun na'büdü asnamen fe nezallü leha akifın hel yesmeuneküm iz ted'un yenfeuneküm ev yedurrun bel vecedna abaena kezalike yef'alun e feraeytüm ma küntüm ta'büdun ve abaükümül akdemun innehüm adüvvül lı illa rabbel alemın halekanı fe hüve yehdın hüve yut'ımünı ve yeskıyn iza merıdtü fe hüve yeşfın yümıtünı sümme yuhyın at'meu ey yağfira lı hatıy'etı yevmeddın heb lı hukmev ve elhıknı bis salihıyn lı lisane sıdkın fil ahırın miv veraseti cennetin neıym li ebı innehu kane mined dallın la tuhzinı yevme yüb'asun la yenfeu malüv ve la benun men etellahe bi kalbin selim üzlifetil cennetü lil müttekıyn bürrizetil cehıymü li ğavın kıyle lehüm eyne ma küntüm ta'büdun dunillah hel yensuruneküm ev yentesırun kübkibu fıhahüm vel ğavun cünudü iblıse ecmeun ve hüm fıha yahtesımun in künna le fı dalalim mübın nüsevvıküm bi rabbil alemın ma edalleha illel mücrimun ma lena min şafiıyn la sadıkın hamım lev enne lena kerraten fe nekune minel mü'minın fı zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minın inne rabbeke le hüvel azızür rahıym kavmü nuhınil murselın kale lehüm ehuhüm nuhun ela tettekun leküm rasulün emın ve etıy'un ma es'elüküm aleyhi min ecr in ecriye illa ala rabbil alemın ve etıy'un enü'minü leke vettebeakel erzelun vema ılmı bima kanu ya'melun hısabühüm illa ala rabbı lev teş'urun ma ene bi taridil mü'minın ene illa nezırum mübın le il lem tentehi ya nuhu le tekunenne minel mercumın rabbi inne kavmı kezzebun beynı ve beynehüm fethav ve neccinı ve mem meıye minel mü'minın enceynahü ve mem meahu fil fülkil meşhun ağrakna ba'dül bakıyn fı zalik le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minın inne rabbeke le hüvel azızür rahıym adünil murselın kale lehüm ehuhüm hudün ela tettekun leküm rasulün emın ve etıy'un ma es'elüküm aleyhi min ecr in ecriye illa ala rabbil alemın tebnune bi külli riy'ın ayeten ta'besun tettehızune mesanıa lealleküm tahlüdun iza betaştüm betaştüm cebbarın ve etıy'un emeddeküm bima ta'lemun bi en'amiv ve benın cennativ ve uyun ehafü aleyküm azabe yevmin azıym sevaün aleyna e veazte em lem teküm minel vaızıyn haza illa hulükul evvelın ma nahnü bi müazzebın kezzebuhü fe ehleknahüm inne fı zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minın inne rabbeke le hüvel azızür rahıym semudül murselın kale lehüm ehuhüm salihun ela tettekun leküm rasulün emın ve etıy'un ma es'elüküm aleyhi men ecr in ecriye illa ala rabbil alemın tütrakune fı ma hahüna aminın cennativ ve uyun züruıv ve nahlin tal'uha hedıym tenhıtune minel cibali büyuten farihın ve etıy'un la tütıy'u emral müsrifın yüfsidune fil erdı ve la yuslihun innema ente minel müsahharın ente illa beşerum mislüna fe'ti bi ayetin in künte mines sadikıyn hazihı nakatül leha şirbüv ve leküm şirbü yevmim ma'lum la temessuha bi suin fe ye'huzeküm azabü yevmin azıym akaruha fe asbehu nadimın ehazehümül azab inne fı zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minın inne rabbeke le hüvel azızür rahıym kavmü lutınil murselun kale lehüm ehuhüm lutun ela tettekun leküm rasulün emın ve etıy'un es'elüküm aleyhi min ecr in ecriye illa ala rabbil alemın te'tunez zükrane minel alemın tezerune ma haleka leküm rabbüküm min ezvaciküm bel entüm kavmün adun leil lem tentehi ya lutu le tekunenne minel muhracın innı li ameliküm minel kalın neccinı ve ehlı mimma ya'melun necceynahü ve ehlehu ecmeıyn acuzen fil ğabirın demmernel aharın emtarna aleyhim metara fe sae metarul münzerın fı zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minın inne rabbeke le hüvel azızür rahıym ashabül eyketil murselın kale lehüm şüaybün ela tettekun leküm rasulün emın ve etıy'un ma es'elüküm aleyhi min ecr in ecriye illa ala rabbil alemın keyle ve la tekunu minel muhsirın bil kıstasil müstekıym la tebhasün nase eşyaehüm ve la ta'sev fil erdı müsidın halekaküm vel cibilletel evvelın innema ente minel müsahharın ma ente illa beşerum mislüna ve in nezunnüke le minel kazibın eskıt aleyna kisefem mines semai in künte mines sadikıyn rabbı a'lemü bi ma ta'melun kezzebuhü fe ehazehüm azabü yevmiz zulleh innehu kane azabe yevmin azıym fı zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minın inne rabbeke le hüvel azızür rahıym innehu le tenzılü rabbil alemın bihir ruhul emın kalbike li tekune minel münzirın lisanin arabiyyim mübın innehu lefı zübüril evvelın ve lem yekül lehüm ayeten ey ya'lemehu ulemaü benı israıl lev nezzelnahü ala ba'dıl a'cemın karaehu aleyhim ma kanu bihı mü'minın seleknahü fı kulubil mücrimın yü'minune bihı hatta yeravül azabel elım ye'tiyehüm bağtetev ve hüm la yeş'urun yekul hel nahnü münzarun fe bi azabina yesta'cilun feraeyte im metta'nahüm sinın caehüm ma kun yuadun ağna anhüm ma kanu yümetteun ma ehlekna min karyetin illa leha münzirun ve ma künna zalimın ma tenezzelet bihiş şeyatıyn ma yembeğıy lehüm ve ma yestetıy'un anis sem'ı le ma'zulun la ted'u meallahi ilahen ahara fe tekune minel müazzebın enzir aşiratekel akrabın cenahake li menit tebeake minel mü'minın in asavke fe kul innı berıüm mimma ta'melun tevekkel alel azızir rahıym yerake hıyne tekum tekallübeke fis sacidın hüves semıul alım ünebbiüküm ala men tenezzelüş şeyatıyn ala külli effakin esım sem'a ve ekseruhüm kazibun şüaraü yettebiuhümül ğavun lem tera ennehüm fı külli vadiy yehımun ennehüm yekulune ma la yef'alun amenu ve amilus salihati ve zekerullahe kesırav ventesaru mim ba'di ma zulimu ve seya'lemüllezıne zalemu eyye münkalebiy yenkalibun Şuara suresinin meali nedir Diyanet? Sin Mim. apaçık Kitab'ın âyetleridir. Muhammed! Mü'min olmuyorlar diye adetâ kendini helak edeceksin! dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler. Allah'ın âyetlerini yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek. bakmazlar mı, orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik. bunlarda Allah'ın varlığına bir delil vardır, ama onların çoğu inanmamaktadırlar. senin Rabbin, elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. 10, Rabbin Mûsâ'ya, "Zalimler topluluğuna, Firavun'un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?" diye seslenmişti. şöyle dedi "Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, beni yalanlamalarından korkuyorum." 13."Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Hârûn'a da peygamberlik ver ve onu bana yardımcı yap." 14."Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım." dedi ki, "Hayır, korkma! Mucizelerimizle gidin. Çünkü biz sizinle beraberiz, her şeyi işitmekteyiz." 16."Firavun'a gidin ve deyin "Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz", 17."İsrailoğullarını bizimle beraber gönder." şöyle dedi "Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin." 19."Böyle iken sen o yaptığın işi yaptın adam öldürdün. Sen nankörlerdensin." şöyle dedi "Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken istemeyerek yaptım." 21."Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı." 22."Senin başıma kaktığın bu nimet gerçekte İsrailoğullarını köleleştirmenin neticesidir." "Âlemlerin Rabbi de nedir?" dedi. "O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir." etrafındakilere alaycı bir ifade ile "dinlemez misiniz?" dedi. "O, sizin de Rabbiniz, geçmiş atalarınızın da Rabbidir" dedi. "Bu size gönderilen peygamberiniz, şüphesiz delidir" dedi. "O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir" dedi. "Eğer benden başka bir ilah edinirsen, andolsun seni zindana atılanlardan ederim." "Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?" dedi. "Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu," dedi. üzerine Mûsâ, asasını attı, bir de ne görsünler asa açıkça kocaman bir yılan olmuş. koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş. çevresindeki ileri gelenlere, "Şüphesiz bu bilgin bir sihirbazdır" dedi. 35."Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?" ki "Onu ve kardeşini de toplayıcı adamlar gönder." 37."Sana bütün usta sihirbazları getirsinler." sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler. da "Siz de toplanır mısınız?" denildi. 40."Umarız, üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız" dediler. gelince, Firavun'a, "Eğer biz üstün gelirsek gerçekten bize bir mükafat var mı?" dediler. "Evet, hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız" dedi. onlara, "Hadi ortaya atacağınız şeyi atın" dedi. üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz" dediler. da asasını attı. Bir de ne görsünler, asâ onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor. üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. 47."Âlemlerin Rabbine inandık" dediler. 48."Mûsâ'nın ve Hârûn'un Rabbi'ne." "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım" dedi. şöyle dediler "Zararı yok, mutlaka Rabbimize döneceğiz." 51."Burada ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimizin, hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz." Mûsâ'ya, "Kullarımı geceleyin yola çıkar, muhakkak ki takip edileceksiniz" diye vahyettik. da şehirlere asker toplayıcılar gönderdi. ki, "Bunlar pek az ve önemsiz bir topluluktur." 55."Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar." 56."Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz." 57, de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık. böyle yaptık ve onlara, İsrailoğullarını mirasçı kıldık. ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular. topluluk birbirini görünce Mûsâ'nın arkadaşları, "Eyvah yakalandık" dediler. "Hayır!, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir" dedi. üzerine Mûsâ'ya, "Asan ile denize vur" diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibiydi. de oraya yaklaştırdık. ve beraberindekilerin hepsini kurtardık. ötekileri suda boğduk. şüphesiz bir ibret vardır. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi. ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. Muhammed! Onlara İbrahim'in haberini de oku. o babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti. 71."Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz" demişlerdi. dedi ki "Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?" 73."Yahut size fayda veya zararları dokunur mu?" 74."Hayır, ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk" dediler. 75, şöyle dedi "Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?" 77."Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah dostumdur." 78."O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir." 79."O, bana yediren ve içirendir." 80."Hastalandığımda da O bana şifa verir." 81."O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır." 82."O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur." 83."Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat." 84."Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl." 85."Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle." 86."Babamı da bağışla. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır." 87."Kulların diriltilecekleri gün beni utandırma!" 88."O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!" 89."Allah'a arınmış bir kalp ile gelen başka." Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak. 91, 92, de azgınlara gösterilecek ve onlara, "Allahı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilecek. 94, onlar ve o azgınlar ile İblis'in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar. onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler 97."Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz." sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk." ancak önderlerimiz olan suçlular saptırdı." bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok." 101."Candan bir dostumuz da yok." dünyaya bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak. bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmiş değillerdi. senin Rabbin, mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır. kavmi de Peygamberleri yalanladı. kardeşleri Nûh, onlara şöyle demişti "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" 107."Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim." 108."Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin." 109."Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir." 110."O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!" ki "Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken, biz hiç sana inanır mıyız." şöyle dedi "Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?" 113."Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. Bir anlayabilseniz!" 114."Ben inananları kovacak değilim." 115."Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." ki "Ey Nûh! Bu işten vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!" şöyle dedi "Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı." 118."Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar." biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde taşıyıp kurtardık. da geride kalanları suda boğduk. bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır. kavmi de peygamberleri yalanladı. kardeşleri Hûd, onlara şöyle demişti "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" 125."Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim." 126."Öyle ise Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin." 127."Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir." 128."Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?" 129."İçlerinde ebedi yaşama ümidiyle sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?" 130."Tutup yakaladığınız zaman zorbaca yakalarsınız." 131."Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin." 132, 133, 134."Bildiğiniz her şeyi size veren, size hayvanlar, oğullar, bahçeler ve pınarlar veren Allah'a karşı gelmekten sakının." 135."Çünkü ben, sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum." ki "Sen ister öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bize göre birdir." 137."Bu, öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir." 138."Biz azaba uğratılacak da değiliz." onlar Hûd'u yalanladılar. Biz de bu yüzden onları helak ettik. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. kavmi de Peygamberleri yalanladı. kardeşleri Salih onlara şöyle demişti "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" 143."Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim." 144."Öyle ise Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!" 145."Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir." 146, 147, 148."Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?" 149."Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz." 150."Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin." 151, 152."Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin." ki "Sen ancak büyülenmişlerdensin." 154."Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir." şöyle dedi "İşte bir dişi deve! Onun belli bir gün su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır." 156."Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar." onu kestiler, fakat pişman oldular. onları azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. kavmi de peygamberleri yalanladı. kardeşleri Lût onlara şöyle demişti "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" 162."Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim." 163."Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin." 164."Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir." 165, 166."Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz." ki "Ey Lût! İşimize karışmaktan vazgeçmezsen mutlaka şehirden çıkarılanlardan olacaksın!" şöyle dedi "Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım." 169."Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar." 170, üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık. diğerlerini helâk ettik. üzerine bir yağmur gibi taş yağdırdık. Başlarına gelecekler konusunda uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi! bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. halkı da peygamberleri yalanladı. Şuayb onlara şöyle demişti "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" 178."Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim." Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 180."Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir." tam yapın. Eksik verenlerden olmayın." 182."Doğru terazi ile tartın." 183."İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın." 184."Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının." şöyle dediler "Sen ancak büyülenmişlerdensin." sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz." 187."Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi gökten üzerimize bir parça düşür." "Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi. Şuayb'ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi. bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. bu Kur'an, âlemlerin Rabbi'nin indirmesidir. 193, 194, olasın diye onu güvenilir Ruh Cebrail senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir. bu Kur'an'ın indirileceği öncekilerin kitaplarında da vardı. bilginlerinin onu bilmesi, onlar Mekke müşrikleri için bir delil değil midir? 198, onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı yine buna inanmazlardı. böylece biz onu Kur'an'ı suçluların kalbine soktuk. 201, 202, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, "Bize mühlet verilmez mi?" demedikçe, ona inanmazlar. azabımızın çabuklaşmasını mı istiyorlar? Muhammed! Ne dersin; biz onları yıllarca dünya nimetlerinden yararlandırsak, da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse, halleri nice olurdu? 207.Dünyada yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı. hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helak etmedik. bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz. Kur'an'ı şeytanlar indirmemiştir. bu onların harcı değildir, buna güçleri de yetmez. onlar vahyi işitmekten uzaklaştırılmışlardır. ise sakın Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun! 214.Önce en yakın akrabanı uyar. sana uyanlara kanatlarını indir. sana karşı gelirlerse, "Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım" de. 217, 218, kalktığında seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah'a tevekkül et. O hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. kime ineceğini size haber vereyim mi? her günahkâr yalancıya inerler. da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır. ise haddi aşan azgınlar uyarlar. 225, misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler. iman edip salih amel işleyen, Allah'ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir. Kur'an-ı Kerim'de kaç ayet vardır? Neredeyse 1400 yıl önce Allah'ın Cebrail as vasıtasıyla gönderdiği Kur'an-ı Kerim tüm müslümanlar tarafından yüzyıllardır rehber edinilen en önemli kaynaktır. Kur'an-ı Kerim'in içeriği kadar, surelerin isimleri, sayısı ve ayet sayısı gibi özellikleri de birçok kişi tarafından merak edilmektedir. Peki Kur'an-ı Kerim'de kaç ayet var? Kur'an-ı Kerim'deki sure sayısı nedir ve isimleri nelerdir? İslam dininin ana kaynağı olan Kur'an-ı Kerim, sav 40 yaşındayken Mekke'de inmeye başlamıştır. Cebrail peygamber Nur dağının Hira mağarasında ayetleri ilk ayetleri ezberletmiştir. İlk olarak Alak suresinin ilk 5 ayetinin inmesiyle başlayan Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti de İkra yani Oku'dur. Yüzyıllardır tüm müslümanların hayatlarının her anını dizayn etmek için kullandıkları bu yegane kaynak, hiç tahrif olmadan günümüze kadar ulaşmıştır. sav'in peygamber olmasıyla 610 yılında inmeye başlayan ve 13 yıl Mekke'de 10 yıl da Medine'de inen Kur'an ayetleri 23 yılın sonunda tamamlanmıştır. Ramazan ayının Kadir gecesinde inmeye başlayan Kur'an ayetleri, sahabeler tarafından ezberlenerek daha sonra dört halife döneminde kitaplaştırılarak çoğaltılmıştır. 23 yılda inen Kur'an-ı Kerim'de toplamda 114 sure vardır. Bu surelerin tamamında 6236 ayet vardır. Bu konuda Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı şöyle açıklamada bulunmuştur Bilindiği gibi âyet, Kur'an cümlelerine verilen isimdir. Kur'an-ı Kerim, Hz. Peygamberden günümüze hiçbir değişikliğe uğramadan gelmiştir. Ancak Kur'an-ı Kerim üzerinde noktalama çalışmaları yapılırken âyetlerin bölünüp numaralandırılmasında bazı küçük farklılıklar olmuş; söz gelimi, bazı âlimlerin müstakil âyet olarak belirlediği bir ibare bazı âlimlerce iki âyet olarak düşünülmüş; böylece âyetlerin numaralandırılması konusunda küçük farklılıklar ortaya çıkmıştır. Her ne kadar halk arasında Kur'an'daki ayet sayısının 6666 olduğu yönünde yaygın bir söylem varsa da doğrusu bu rakamın 6236 olduğudur. Ayet nedir? Arapça'da delil, alamet anlamına gelen ayet kelimesi, Müslümanların kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim'deki her bir harf, kelime veya cümleye verilen addır. Kur'an-ı Kerim'de 114 sure içinde 6236 ayet olduğu bilinir. Kur'an-ı Kerim'deki surelerin isimleri 1- Fatiha 2- Bakara 3- Ali- İmran 4- Nisa 5- Mâide 6- En'am 7- A'raf 8- Enfal 9- Tevbe 10- Yunus 11- Hûd 12- Yusuf 13-Rad 14- İbrahim 15- Hicr 16- Nahl 17- İsra 18- Kehf 19- Meryem 20- Ta-Ha 21- Enbiya 22- Hac 23-Müminun 24- Nur 25- Furkan 26- Şuara 27- Neml 28- Kasas 29- Ankebut 30- Rum 31- Lokman 32- Secde 33- Ahzab 34- Sebe 35- Fâtır 36- Ya-Sin 37- Saffat 38-Sad 39-Zümer 40- Mümin 41-Fussilet 42- Şura 43-Zuhruf 44- Duhan 45-Casiye 46-Ahkaf 47-Muhammed 48-Fetih 49-Hucurat 50-Kaf 51-Zariyat 52-Tur 53-Necm 54-Kamer 55-Rahman 56-Vakıa 57-Hadid 58-Mücadile 59- Haşr 60- Mümtehine 61- Saf 62- Cuma 63- Münafikun 64- Tegabun. 65- Talak 66- Tahrim 67- Mülk 68- Kalem 69- Hakka 70- Mearic 71 Nuh 72 Cin 73 Müzemmil 74 Müdessir 75 Kıyamet 76- İnsan 77- Mürselat 78- Nebe 79- Naziat 80 Abese 81- Tekvir 82- İnfitar 83- Mutafffifin 84- İnşikak 85- Buruc 86- Tarık 87- Ala 88- Gaşiye 89 Fecir 90 Beled 91- Şems 92- Leyl 93- Duha 94- İnşirah 95- Tin 96- Alak 97- Kadir 98- Beyyine 99- Zilzal 100- Adiyat 101- Karia 102- Tekasür 103- Asr 104- Hümeze 105- Fil 106- Kureyş 107- Maun 108- Kevser 109- Kafirun 110- Nasr 111- Mesed 112- İhlas 113- Felak 114- Nas . ❬ Önceki Sonraki ❭ Your browser doesn’t support HTML5 audio قَالَ لَوْ أَنَّ لِى بِكُمْ قُوَّةً أَوْ ءَاوِىٓ إِلَىٰ رُكْنٍ شَدِيدٍ Kâle lev enne lî bikum kuvveten ev âvî ilâ ruknin şedîdşedîdin. Lût da “Keşke size karşı koyacak bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim” dedi. Türkçesi Kökü Arapçası dedi ق و ل قَالَ keşke لَوْ أَنَّ benim olsaydı لِي sizi savacak بِكُمْ bir gücüm ق و ي قُوَّةً yahut أَوْ sığınabilseydim ا و ي اوِي إِلَىٰ bir yere ر ك ن رُكْنٍ sağlam ش د د شَدِيدٍ Diyanet İşleri Başkanlığı Lût da “Keşke size karşı koyacak bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim” dedi. Diyanet Vakfı Lût Keşke benim size karşı koyacak bir gücüm olsaydı veya güçlü bir kaleye sığınabilseydim! dedi. Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Lut Keşke benim size karşı bir kuvvetim olsaydı veya çok sarp bir kaleye sığınabilseydim!» dedi. Elmalılı Hamdi Yazır Lut dedi Ne olurdu size karşı bir kuvvetim olsaydı, ya da çok sarp bir yere sığınabilseydim.» Ali Fikri Yavuz Lût; “- Keşke size karşı bir kuvvetim olsa, yahut sağlam bir topluluğa dayansam!” dedi. Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Ne vardı, dedi benim size karşı bir kuvvetim olsa idi; veya çok sarp bir kal´aya sığınabilse idim? Fizilal-il Kuran Lût, melek konuklarına dönerek dedi ki, Keşki siz bana dayanak olacak güçte olsaydınız, ya da himayelerine sığınabileceğim gözüpek adamlarım olsaydı!» Hasan Basri Çantay Lût Ah, dedi, size yetecek bir kuvvetim olsaydı, yahud sarp bir kal´aya sığınabilseydim»! İbni Kesir Keşke size yetecek bir kuvvetim olsaydı. Veya sağlam bir yere sığınsaydım dedi. Ömer Nasuhi Bilmen Dedi ki Eğer benim için size karşı bir kuvvet olsa idi veya şiddetli bir kal´aya iltica edecek olsa idim.» Tefhim-ul Kuran Dedi ki Size yetecek gücüm olsaydı veya sağlam bir yere sığınabilseydim.» ❬ Önceki Sonraki ❭ وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ Diyanet İşleri Başkanlığı “Hastalandığımda da O bana şifa verir.”

şuara suresi 80 ayet okunuşu